Osmanlı’nın yıkılış sebeplerine dair çok şey söylenip yazılmıştır. Kimi, Yeniçeri ocağının bozulması demiştir, kimi, Sanayi Devriminden geri kalması. Belki de bu sebeplerin hepsinde birer hakikat payı vardır. Lakin yıkılışın önemli bir sebebi var ki, Osmanlı’nın hem de en zirvede olduğu zamanda dile getirilmişti:

Nemelazımcılık. (Bananecilik)

Bu sosyal kara delik tarih boyunca, nice fert, topluluk, cemaat, devlet ve imparatorluğu yutmuştu.

Kanuni Sultan Süleyman Han, devletini olabilecek en yüksek seviyelere çıkarır; ama, Günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı? diye de zaman zaman düşünür

Birçok meselede olduğu gibi, bu endişe edilecek düşüncesini süt kardeşi meşhur alim Yahya Efe...

Vaktiyle iki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günlerinde, bayramlarda, festivallerde ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapmak en büyük zevkleri arasındaydı.

Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti. Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.

Heykelleri yaptıran hükümdar şöyle diyordu:

- Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyor...

O yıllarda Fırat sahilleri asker sevkiyatı için çok önemlidir. Hazret-i Halid komutasındaki mücahidler, Rumlar ve İranlıların müşterek ordusu ile çetin bir muharebe yapar ve yöreye kesinkes hakim olurlar. Ardından Busralılarla (cizye ve haraç almak şartıyla) anlaşır, halkın can ve mal emniyetini sağlarlar. Bizans imparatoru panik içindedir, kardeşini 80 bin kişilik bir orduyla bölgeye yollar. Halid bin Velid bunları Ecnadeyn Savaşı’nda rezil rüsva eder, Müslümanlara Suriye ile Filistin’in kapılarının açar. Ve sıra gelir Şam’a. O günlerde güçlü bir Hristiyan merkezi olan Şam çok iyi korunmaktadır. Müslümanlar aylar süren kuşatmadan bir netice alamazlar. Halid bin Velid saldırıları seyrekleştirir, havayı soğutmaya bakar. Olacak bu ya o günle...

Velid oğlu Halid, Hicretten 35 yıl önce doğar. Server-i kâinat ile aynı soydan gelir, kaldı ki annesi Lübabe es-Suğra Efendimizin hanımı Hazret-i Meymûne’nin kız kardeşidir. Halid de Habibullah gibi süt annelere emanet edilir, havası ve suyu güzel yaylalara gönderilir. Burada Arap gelenekleriyle yetiştirilir ve altı yaşındayken tekrar Mekke’ye getirilir. Babası (Velîd bin Mugîre), Kureyşliler arasında itibarlı bir emirdir, zaten süvari birliğinin komutanlığı hep bu aileye verilir. Nitekim oğlu Halid’e de ata binmenin, ok atmanın, kılıç kullanmanın ve cengi okumanın inceliklerini öğretir. Genç muharip, bileğine de güçlüdür hani, hatta Hattaboğlu Ömer ile güreştiği rivayet edilir. Halid uzun süre ticaret kervanlarına katılır, Suriye, Irak,...




Sayfa : 1 2 3

Şu an 1. sayfadasınız.

Toplam 11 Kayıt Bulundu.

Ahmet Sırrı Arvas © 2008iletişim: ahmeta@img.com.tr